Kişilik ve Ahlak Gelişimi

Kişilik Gelişimi

Kişilik, bireyi başkalarından ayıran doğuştan getirdiği ve sonradan kazanılan, tutarlı olarak sergilenen özelliklerin bütünüdür. Kişilik, bireyin zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel özelliklerinin süreklilik gösteren yönlerini içerir. Bu anlamıyla kişiliğin, bireyin göreceli olarak kalıcı eğilim, davranış ve ilişki kalıpları ile tepkilerini belirleyen en temel unsur olduğunu söyleyebiliriz.

Bir başka tanımlamada kişiliğin; bireyin kendine özgü düşüncelerini ve sergilediği davranışlarını belirleyen sistemlerin bütünü olduğu vurgulanmıştır. Bazı kişilik kuramcıları, kişiliğin varsayımsal bir kavram olduğunu, tüm özelliklerinin dışarıdan gözlenemeyeceğini, bunların çoğunun bireyin iç dünyası ile ilgili olduğunu belirterek, incelenmesi gerekenin insan değil, kişilerarası ilişkiler olması gerektiğini söylemişlerdir. Dolayısıyla buna göre kişilik, ancak, birey bir veya daha fazla kişiyle ilişki durumundayken ortaya çıkar.

Kişilik Gelişiminin Faydaları

İnsan gelişimi fiziksel, zihinsel, sosyal ve ahlak gelişimi gibi çeşitli temel boyutlardan oluşan karmaşık bir süreçtir ve her bir boyut arasında karşılıklı bir ilişki bulunmaktadır. Gelişimin bazı yönleri kalıtımdan bazı yönleri de çevreden etkilenirken, birçok yönü ise her ikisinden de etkilenmektedir. Kısacası kişilik gelişiminde, doğuştan gelen genlerle yani ana babalardan çocuklara geçen özelliklerle çevresel etmenler etkili olmaktadır. Genetik etkenler daha çok çocuğun potansiyelinin belirlenmesinde ön planda iken, çevresel faktörler de bu potansiyelin kullanımına yöneliktir. Genetik etkenler arasında anne babanın zekâ düzeyleri, kişilik özellikleri, becerileri; çevresel etkenler arasında da beslenme ve beş duyu ile elde edilen deneyimlerin yanı sıra çocuğun içinde doğduğu aile ve özellikle de ilk yıllarda ana baba gelmektedir.

Kişilik gelişiminde çevre, kişiliğin ilerde alacağı şekli belirleyen çok önemli bir etkendir. Davranışçı okula üye psikologlara göre insan tabiatı esnek, yumuşak olup bulunduğu çevreye göre şekil alır. Bununla beraber yine özellikle kişilik gelişiminin büyük ölçüde biçimlendiği çocukluk yıllarında anne ve babaların çocuklarına karşı uyguladıkları tutumlar önem kazanmaktadır. Çocuğun büyümesiyle beraber de çevresel faktörler değişmeye ve genişlemeye başlamakta, ailenin etkisi azalırken; arkadaş çevresi, okul, öğretmen, kültür ve sosyal yapı gibi diğer psikososyal değişkenlerin etkisi artmaya başlamaktadır. Kişilik, devamlı gelişme eğilimindedir. Bu gelişimin amacı olgun ve dengeli bir benlik geliştirmektedir. Bu da yapısal ve çevresel faktörler arasındaki etkileşimin sonucu olarak çeşitli süreçlerden geçerek çocuğun işlevlerinin değişmesi ve artmasıdır. Ergenliğin sonlarına kadar devam eden kişilik gelişimi, duygu, düşünce davranış boyutlarında bireyin tutarlı ve bütünlük sağlayan bir yapıya ulaşması ile oluşmuş sayılmaktadır. İçinde çatışmaları daha az ve dengeli olduğunu düşündüğümüz bu yapı, zaman sürecinde değişikliklere uğramasına rağmen temel özelliklerini sürdürme eğilimindedir.

Ahlak Gelişimi

Ahlak gelişimi çocuğun fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişimiyle paralel seyreder. Doğruyu yanlıştan ayırmak, doğru olanı egoya yenik düşmeden uygulamak çocuk gelişim sürecinde zaman alan bir durumdur. Çocuğun sayısız deneme ve yanılmaları yanında aile ahlakından aktarılanlar ahlak gelişiminde temel rolü oynayacaktır.

Doğruluk, hoşgörü, saygı, sevgi, adalet, fakire ve güçsüze yardım gibi insancıl değerler ahlak kurallarını oluşturur ve toplumsal huzur ve düzenin sağlanmasında başrolü oynarlar. Erdemli bir insan olmak, ahlaklı çocuklar yetiştirmek her toplum için en yüce değer olmak durumundadır. Ahlaki yönü eksik kalan eğitim öğretim toplumları yıkıma götürecektir.

Ahlakın olmadığı yerde kanunlar etkili olamaz. Birey insani amaçlar doğrultusunda kendi arzusuyla kötülüklerden uzak duruyor, iyiliğe ve doğruluğa yöneliyorsa ahlak gelişimi tamdır.

Ahlak Gelişiminin Faydaları

Ahlak gelişimi çocuğun fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişimiyle paralel seyreder. Doğruyu yanlıştan ayırmak, doğru olanı egoya yenik düşmeden uygulamak çocuk gelişim sürecinde zaman alan bir durumdur. Çocuğun sayısız deneme ve yanılmaları yanında aile ahlakından aktarılanlar ahlak gelişiminde temel rolü oynayacaktır. Toplumun temeli olan ailenin ahlaki tutumu, çocuğun çevresi ile uyumlu yaşamasını, yanlış davranış ve alışkanlıklardan uzak kalmasını, erdem ve sorumluluk sahibi olmasını sağladığı gibi tam tersi de mümkündür.

Çocukta ahlak gelişiminde, dış baskılardan doğan ahlak anlayışından zamanla sindirilerek özümsenen bir ahlak anlayışına gidişten bahsedilir. Yani başlangıçta sadece biçimsel olarak uyulan kurallar, zaman içinde özü kavranarak uygulanır. Ceza korkusu ile kurallara uymak yerine, kuralların herkesin yararına olduğu, düzeni sağladığı anlaşılır. “Kendime yapılmasını istemediğimi başkalarına yapmamalıyım” düşüncesi gerçekçi ve olgun ahlak anlayışının oluştuğunu gösterir.

Büyük baskı altında, eleştiri ve ceza korkusuyla yetiştirilen bir çocukta süperego, vicdan çok gelişecek, dıştan uyumlu, uslu ve söz dinler görünürken, içinde fırtınalar kopacaktır. Sürekli yanlış yapma korkusuyla kısıtlı ve ölçülü davranacak, tedirginlik içinde olacaktır. Başkalarını üzmekten, bir haksızlık yapmaktan büyük kaygı duyacak, hep kuruntulu ve kararsız davranacaktır. Herhangi bir olumsuzluk karşısında suçu önce kendisinde arayacaktır. Üstbenliğin (süperego) esneklikten yoksun olduğu bu durumlar ileride nevroz, depresyon gibi ruhsal bozukluklara zemin hazırlar.Yanlış yetiştirilen birçok çocukta da üstbenlik yeterince gelişmemekte, “yakalanmadığın sürece her kuralı çiğneyebilirsin” zihniyeti oluşmaktadır. Ahlak kuralları bilinse de bireysel çıkarlar her zaman ön plandadır, beklemeye gelemez, dürtüsel davranır.

Sağlıklı yetiştirilen bir çocukta ise üstbenlik ile benlik uyum içinde çalışacaktır. Süperego hep yasaklayan, ayıplayan, suçlayan bir buyrukçu konumundan çıkıp, yol gösteren ve uyaran, babacan bir kılavuz olduğunda psikolojik yapı dengeli olur. Üstbenliği ile sürekli çatışma yaşayan bireyler boşluğa düşer, bocalama yaşarlar. Bu davranışlarına tutarsızlık olarak yansır. Bu kişilerin özsaygıları düşüktür.

Üstbenlik (süperego) gelişiminde anne babanın çocuğu ödüllemesi olumlu sonuçlar doğurmakla birlikte, aşırı ödülleme ya da maddi ödüllemenin sık kullanılması (örneğin, uslu durursan sinemaya gideceğiz, ödevini erken bitirirsen hamburger yeriz gibi) ters teperek olumlu davranışı hep bir çıkar karşılığı yapma alışkanlığı kazandırabilir. Anne babanın içtenlikle sarılışı, sıcak bir bakış ve okşayışı, övgü dolu sözleri, karşılıksız sevgileri çocuk için en büyük ödüldür. Esnek ve gerçekçi olmayan birey, hoşgörü gösterememekte, bir yönlendirici olmadığında bocalayıp, boşluğa düşmektedir.

Öğüdün, dayak ve cezanın bol olduğu yerde sağlıklı bir ahlak gelişiminden bahsedilemez. Baskıyla aşılanan ahlak da sağlıklı değildir. Olumlu özellikler ve erdemler ilk yaşlarda anne baba ile kazanılmaya başlayacak, ilk temeller atılacak, daha sonra öğretmenler ve yakın çevrede beğenilen büyüklerle özdeşim yapılarak ilerleyecektir. Büyüklerin öğütleriyle davranışları arasında çelişki olmaması burada en kritik noktadır. Arkadaşını döven çocuğunuza kavga etmenin kötülüğünü anlatırken iki tokat atmanız buna bir örnek olarak verilebilir. Çocuk buradaki çelişkiyi görecek öğütleriniz hiçbir işe yaramayacak, o da eline geçen ilk fırsatta kendinden zayıf olana şiddet uygulayacaktır.

 

Yazan: Elif Rabia ER

Son Güncelleme: Mayıs 22, 2020

Bu yazı/derleme faydalı mıydı?

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yap