Yapay Zeka Nedir ?

Bilim dünyası inanılmaz bir hızla oluşturulan yeni modellemeler sayesinde her gün yeni keşiflere uyanırken artık hesap yığınları arasında kaybolmamak için insan zekâsının ötesinde bir zekâya ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde bu ihtiyaca yanıt verebilecek en büyük yardımcı ise yapay zekâ olmuştur. İyi bir çevirmenle yarışabilecek; iyi bir satranç ustasını elimine edebilecek ve hatta hesap ve olasılık alanında sekizyüz tane paralel
işlemciyle aralıksız iki gün süren matematiksel işlemler sonucunda tam ikiyüz terabaytlık matematik ispatını yapabilecek kapasitede, görünürde bir “yeni zekâ” figürü kullanılır hale gelmiştir.

Bilimde ve özelde, hayatın kendisinde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, günümüzde hemen her şeyin içine yardımcı rol alarak sirayet etmiş olan yapay zekânın, hızlı bir gelişim süreci yaşayan bilim dünyasının en büyük yardımcısı olduğu ve bu yardımı özellikle en zeki insan topluluğunun zaman, deha ve dikkat gibi önemli unsurları bir arada tutsa bile yine de sonucuna ulaşmakta güçlük çekeceği türden sorunlarına çözüm getirebildiği gözlemlenmektedir.

IBM’in insan beyni modellemesi kullanarak ürettiği “Watson” isimli yapay zekâsı “bilişsel bilgi işleme tekniği”ni kullanarak yeni bilgiler ile eski bilgiler arasında köprüler kurmak suretiyle sürekli kendini geliştirmektedir. Bu yolla (“machinelearning” natural language processing”, “natural language understanding” ve “deep learning” esaslarına dayalı) gerçekten de bir insanın karar verme aşamasında iken geçtiği süreçleri taklit ederek yani önce gözlem yaparak, sonra da yaptığı gözlemleri yorumlayarak verdiği kararın doğruluk olasılığını belirlemekte ve sonuçta ilgili durum için doğru kararını ileterek sürecini tamamlamaktadır.

FELSEFİ AÇIDAN YAPAY ZEKA

Çağdaş zihin felsefesinde tartışılan bir konu olarak yapay zekâ; tıp, mühendislik, felsefî teoloji üçgeninin ortasında yer alır. Bu alanda, yapay zekânın biyolojik temellerinin sorgulanması, mühendislik açısından imkânının tartışılması bizi konunun felsefî ve teolojik tazammunlarını da incelemek gerektiği fikrine götürdü. Yapay zekâ fikri kabaca şunu sorar; bizler mekanik olarak bir zihin üretebilir miyiz? Veyahut makineler düşünebilir mi? Bu temel sorunun ardından bir dizi ontolojik, etik ve epistemik soru ortaya çıkacaktır. Öncelikle bu temel sorunun ne gibi imaları olabilir konusunu incelemek istiyoruz. Yani bizler mekanik bir zihin üretebilir miyiz demek aslında ne demektir sorusunu açacağız.

Bu sorun zihin-beden sorunudur. Zihin-beden sorununda ruh ve maddeyi birbiriyle ilişkisi
veya ayrı/aynı oluşunu belirleyen herhangi bir bilimsel veri değildir. Apriori olarak kabul ettiğimiz metodoloji, teoloji ve felsefelerdir (Taslaman, 2014, s. 129). Zihin-beden probleminde arka planda benimsediğimiz bu teoriler, kabuller; örneğin düalistik (Düalizm, felsefe ve din biliminde başta olmak üzere, çeşitli öğretilerden bahsetmek ve bunları tanımlamak için geliştirilen yöntem olarak adlandırılabilir) veya monistik (Monizm ya da bircilik, her şeyin bir tek zorunluluğun, ilkenin, madde veya enerjiden olduğunu iddia eden veya tek bir tözden kaynaklandığını savunan felsefi görüş) tavır takınmamız bu sorunsalda ulaşacağımız sonuçları birbirinden farklı kılacaktır.

Zihnin üretilebilir bir şey olabilmesi için, onun “dışarıdan” gelmeyen, maddi bir temeli olan sistem olarak kabul edilmesi gerekir. Zira belli algoritmaları işleyen bir mekanik yapı olarak zihin, bazı hücrelerden ve bunların bir takım etkinliklerinden ibaret sayılabilir. Bu da gerekli biyolojik koşulların oluşturulmasıyla üretilen yapıların, insan zihniyle aynı işlevi görmesini mümkün kılacaktır. Oysa düalist bakışla; zihin-beden sorunsalı, madde-mana, biyoloji-psikoloji gibi kadim zıtlıklardan biridir. Bu iki şeyin birbirleriyle buluşması ancak “açıklanamayan” bir şeyle olur. Kısa yoldan; Descartes’ın bakış açısıyla bu iki alan arasındaki ilişkiyi, bir köprü vazifesi gören epifiz bezine bağlamak ise bugün için demode ve bunun da ötesinde çağdaş bilimin gerisinde kalmış kabul edilemez bir açıklamadır.

Bir zihin üretip üretemeyeceğimiz sorusuna, zihnin mahiyetine dair edindiğimiz kabullere dayanarak cevap veririz. İnsan metabolizmasını; ruh-beden, madde-mana, zihin-beden
şeklinde ayırdığımızda zihnin üretilmesine dair vereceğimiz cevaplar onun bu dünyaya ait
olmadığı fikrini benimsememiz neticesinde olumsuz olacaktır. Öte yandan zihni ve işlevlerini biyolojik olarak temellendirdiğimizde, zihinsel faaliyetler aynı zamanda biyolojik faaliyetler olacak ve bu da bizi biyolojik maddemizi üretebildiğimiz anda bir zihin de üretebileceğimiz sonucuna götürecektir. Peki, ruh veya zihin hakikaten “verilen”, “dışarıdan eklenen” bir şey midir, yoksa beynin işlevlerinden herhangi biri midir?

Yapay zekâ probleminde bahsettiğimiz bu iki temel tavır alıştan öncelikle düalist olana baktığımızda, zihin ve bedeni birbirinden ayrı şeyler olarak düşünmek biyolojik bir bünye içerisinde psikolojik ve öznel bir yaşam süren bireyi görmezden gelmemize neden olur. Öyleyse bu iki şey birbirinden ayrı ve farklı yapılar ise nasıl olup da bir araya geliyor ve işbirliği içinde çalışıyorlar? Bunları birbirine bağlayan nedir? İlişkileri nasıl sağlanır? Birbirlerinden nasıl haber alırlar? Aksini düşünelim. Şöyle ki zihin-beden dediğimiz şey bir metabolizmadan ibaret olsun. Bu metabolizmada her şeyin biyolojik bir kökeni var ise hisleri, yetenekleri, içgüdüleri, ahlâkı nasıl açıklamalıyız? Bunların maddi kökenlerini bulduğumuzda tüm beden sahibi bireyler arasındaki bu biyolojik ve psikolojik devasa çeşitliliği oluşturan şey nedir? Aynı nöron hücrelerinden neden farklı fikirler doğmakta aynı maddeye sahip beyin loblarından neden farklı sanat eserleri üretilmektedir? Yapay zekâ fikri, bir zihin üretip üretemeyeceğimiz sorusu temelinden şekillenerek; özgür irade, kader, determinizm, ahlâkî mükellefiyet, ölümsüzlük düşüncesi sorunlarıyla buluşarak büyür.

Kasıtlı Kaza ve Vagon İkilemi Tezi

Sürücüsüz araçların durdurulmasının mümkün olmadığı ya da mutlaka kazanın gerçekleşeceğinin beklendiği durumda; araç önündeki ağaca çarparsa araçtaki yolcunun, eğer arabanın yönünü değiştirirse kaldırımdaki yayanın ölümüne sebebiyet vereceği durumda, ne yapmaya karar vereceği şüphelidir. Yolcusunu kurtarmak için yayaya çarptığı durum, kasıtlı hata olarak nitelendirilmektedir. Bu etik problem, kafalara Aristoteles’in etik kuramlarından etkilenen İngiliz filozof Philippa Foot’un 1967’de ortaya attığı etik düşünce testini getirmektedir. Türkçede vagon ikilemi veya vagon açmazı olarak bilinen bu tez, insanların ahlaki değerlerinin oransal kıyaslamayla rasyonel düşünceden kaynaklandığı tartışmaktadır. Sürücüsüz araç ikilemi gibi seçeneklerin her biri ölüme yol açacakken hangisini seçmemiz gerektiği üzerine düşünülür.

Bu gibi durumlarda bile derin öğrenme yazılımı ile geliştirilmiş robotların, eylemlerinin kendi kararlarının nedenini açıklaması imkânsız olacaktır. Her ne kadar sürücüsüz araçlar kaza riskini büyük ölçüde azaltacak olsa da etik hatanın sorumlusu olmadığımız durumda da tüm teknolojiler için alınan sonuçta, tasarlanan bu yapay zekânın amacına uygun çalışıp çalışmadığı olacaktır. Tasarlanan yapay zekâ içeriklerinin yeterince gelişmiş zihinsel durumlarda yetkin olmasıyla, etik statülere sahip olmasını beklemekteyiz. 2060 yılına kadar bu yapay zekâ etiğine önem veren şirketlerin geliştirdiği platformlar ile birlikte bu sorunun da yakın gelecekte çözüleceği düşünülüyor. 

Derleyen: Elif Rabia ER

KAYNAKÇA

https://magg4.com/yapay-zekanin-gelisimi-ve-etik/

https://umitgunes.net/images/tlck/4._tlck/IV_TLCK_5.pdf#page=20

https://s3.amazonaws.com/academia.edu.documents/58229325/Yapay_Zeka_10.30794-pausbed.402424-630587.pdf?response-content-disposition=inline%3B%20filename%3DYAPAY_ZEKACALISMALARINDA_DILSEL_ARKA_PLA.pdf&X-Amz-Algorithm=AWS4-HMAC-SHA256&X-Amz-Credential=ASIATUSBJ6BALLZDTM4B%2F20200506%2Fus-east-1%2Fs3%2Faws4_request&X-Amz-Date=20200506T022319Z&X-Amz-Expires=3600&X-Amz-SignedHeaders=host&X-Amz-Security-Token=IQoJb3JpZ2luX2VjEGAaCXVzLWVhc3QtMSJIMEYCIQDiVPUNuTnLoqSCxOBrFHtYng6X26mFd8ctjuISIHSnUgIhALXxsMA9dKZiADNdOFzc9tWveG64aKaf4eAk4yn6mfzcKr0DCJj%2F%2F%2F%2F%2F%2F%2F%2F%2F%2FwEQABoMMjUwMzE4ODExMjAwIgxwtXrYJDiWJWrT8IYqkQPLhWqT1v2K8Wp1ph0knaErYvbCAPtgMv9C0Dn9vcQqHoJwdUltc1we9dX6oIb6%2BGEKLjCR7EP2H0KrBynHkXLsfo%2BAYiTU2dIlc5iV1hmp9KN8VfM065tiZXXNUQVV03v2oDMFaAod2oyEPplQrEkS3YJmexn4iXQAq5JyfevOakt%2FYBMGq2%2F05kJICQ%2FwojBmkaSuXBDN%2BzHju%2FiVfYcJ31UB%2BaCj2Fi2%2B8SQmK5xkAqg8RSrC0bH0eRsxKt%2BbwYKr5vOxDdFX6fUNaIUq2eeRkcf6tv7Vo%2B9xLc%2F0pVjbyqFe6Arh0SD%2FSCASxu4IGzeRIXKT5jwE5XGLzd0pBNcw%2BTsoyQP%2B6rQkqWhiPj8hD0SDTnXNRnVpmFIbdq82A0KHRTPcmVBNS44M2m5vLk9urMZqRLycswWzbjgn90%2F8E%2Fh3Qnqcstv%2BrP6Sc8UxRUT2lxZIVEQ%2F6cJB8PvSbpBINmga6vC0y6WO92Kf7tYF2CMV0XYjKnUGUw%2FHUlfYqVaQYKQIQ1eeKyKWicZfE4WSjC148f1BTrqAblyw1QRZ5toAl1tgJ4fEKlbPm8Jzfm3uqUyn%2FuKpQvVVYUN58VRXmoOAcTawHWWZPIlwmKNhcG8%2FldnG4OFHDBBTuetKByLD617FfS9yVvEbZJEerz196E6C6f4athOepICGa7uFqYwWTvQFBAIqBqpUNZgkyNhtOUqEWGP7j21m4RjYTzqiYUl%2BiXxgjKeWN0zwU%2FI98uMPDOBZwE%2B%2FQjrtWrAlZvryx7%2BQ0LVyuQT8dgkT12QxlUy%2Ba9drN52e4O04syDVU0TDZ6je1frPcPt3y%2B1lCiW9BkhqcJQQPySAI5zLXaXqvbMWA%3D%3D&X-Amz-Signature=e299fe707a855d1209081385121a70c5bef2d54984fb36134fd5251b3fc13520

Son Güncelleme: Mayıs 16, 2020

Bu yazı/derleme faydalı mıydı?

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yap